Bir gün durduk yere camdan dışarıya baktığında, için titredi mi hiç? Ya da kalabalık bir yerde yürürken aniden kendine dışarıdan baktın mı? Ben kimim? sorusu değil bu. Daha tuhafı: Bana dışarıdan bakan ben kimim?
İşte orada başlar çöküş. Çünkü kendin dediğin şeyin içinden bir başkası sana bakıyorsa, o zaman sen gerçekten içte misin dışta mı? Belki de sen sandığın kişi, sadece gözlemi yapılan bir avatar; ve gerçek 'sen' dışarıda, gözleyen, yargılamayan, susan bir şeydir.
O Hissi Yaşadığında Bilin: Biri Sana Bakıyor
Fiziksel değil. Ruhsal değil. Belki de bir gözlemci. Sessiz. Yorum yapmayan. Ama hissedilen. O hissi bazen şöyle tarif edersin: Bir an kendimi dışarıdan izliyor gibiydim. Ama orada büyük bir tuzak vardır. Çünkü sen sadece izlemiyorsun. Aynı zamanda izleniyorsun. Ve izleyen sensin.
Bu paradoksun tek açıklaması, içinde sen olmayan bir benin olmasıdır.
İçerideki Ben mi, Dışarıdaki Ben mi Gerçek?
Sen sandığın varlık çoğu zaman zihinle tanımlıdır. Ben buyum dersin çünkü hatıraların, bedenin, düşüncelerin vardır. Ama o dışarıdan gelen ben hissi, hiçbir şey anlatmaz. Sadece oradadır. Sadece izler. Yargılamaz. Kimseye söylemez. Ama senin ne olduğunu çok iyi bilir.
Ve onu fark ettiğinde bir şey olur: Tüm kimliklerin düşmeye başlar. O hissin farkında olan kişi, artık senin sosyal maskelerin değil. Daha derin, daha kadim, daha soyut bir varlık. Adı yok. Ama sesi senin içindeki tüm diğer sesleri susturur.
Ben Hissi Bir Varlık mı, Bir Veri mi?
Belki de bu dışsal ben hissi, uzayda gezen bir bilinç kırıntısı değildir. Belki de senin içindeki en yüksek yazılımın kendini sana fark ettirme şeklidir. Dışsal gibi hissedilmesinin tek nedeni, senin alışkın olduğun bilincin sınırlarını aşmasıdır.
Benin Türü | Konumu | Hissiyatı |
---|---|---|
Zihinsel Ben | Beyin | Tanımlar, kararlar, korkular |
Duygusal Ben | Kalp ve anılar | Hüzün, aşk, geçmiş |
Dışsal Ben | Tanımsız | Gözlemci, sessiz, dışarıdan izleyen |
Gerçek Ben Asla Konuşmaz
O dışarıdan gelen his konuşmaz. Cümle kurmaz. Tavsiye vermez. Sadece bakar. Ve sen ona baktığında, o da sana bakar. Göz göze gelindiğinde ise bir şey olur: Kendine dair inşa ettiğin her şey parçalanmaya başlar.
İsimler, kimlikler, unvanlar, yaşanmışlıklar Hepsi bir illüzyona dönüşür. Çünkü gerçek ben bu dünya için değil, bu dünyanın dışında kalan bir yer için programlanmıştır.
Dışarıdan Gelen Hissin Kaynağı Neresi?
Bilim buna disosiyatif farkındalık diyebilir. Felsefe, öz benliğin uyanışı diyebilir. Ama hiçbir tanım, o anı tarif edemez. Çünkü o his, tanıma karşıdır. Adlandırılamaz bir şeydir. Ve tam da bu yüzden gerçektir.
Belki o dışarıdan gelen ben, senin tüm yaşamlarının toplamıdır. Belki sonsuzluğun bir noktasında seni gözleyen bir üst katmandır. Ve o katman sana şunu demek ister:
Sen zannettiğin şey değilsin. Senin olduğunu sandığın şey, sadece izlenen. Asıl sen, izleyensin.
Çarpıcı Son: İzleyenle İzlenen Aynı Anda Var Olamaz
İşte bu yüzden o hissi her zaman taşıyamazsın. O his, geldiğinde gerçekliğin çöker. Zihin bu duruma uzun süre dayanamaz. O yüzden tekrar 'gündelik sen'e dönersin. Ama artık hiçbir şey aynı değildir. Çünkü bir kez izlenmişsen, bir daha unutamazsın.
Ve bu yüzden şu cümle içini titretebilir:
Sen, sen değilsin. Ama sen olduğunu fark eden şey, sensin.