Bir noktadan sonra insan düşünmeyi bırakmak istemez, ama durdurulamaz şekilde düşünmenin içinde erir. Sorular, cevapları ezip geçer. Cevaplar ise çoktan çürümüş zamanın içinde kokusuz hale gelmiştir. İşte tam bu noktada, yani zihnin diz çökmekle kaçmak arasında bocaladığı eşikte, bir teslimiyet duası doğar. Bu dua, bir bilgeliğin değil; artık daha fazla bilmek istememenin sızısıdır.
Zihnin Bilgiyle Zehirlenmesi
Zihin, açıklamalarla beslenmez; açıklamalarla kirlenir. İlk defa yıldızlara baktığında hissettiğin o tarifsiz huzur, yıldızların ışık yılı uzaklıkta olduğunu öğrendiğinde azalır. Çünkü bilmek, çoğu zaman büyüyü bozar. Ve bazı büyüler bozulmamalıdır.
Zihnin ana yakıtı anlamaya çalışmaktır. Ama sonsuzluğu açıklamaya çalışmak, bir okyanusu kaşıkla ölçmek gibidir. Her şeyi anlamaya çalışan bir zihin, bir süre sonra her şeyin ne kadar da anlamsızlaştığını fark eder. O an başlar sessizce, bir iç çekiş: Bırak artık... Her şeyi bilmek istemiyorum.
Duanın Doğduğu Yer: Kontrolden Çöküşe
Kontrol, zihnin oyuncağıdır. O, her şeye isim vermek ister. Her şeye etiket yapıştırmak. İyi-kötü, doğru-yanlış, siyah-beyaz... Ama hayat, gri tonlardan ibaret bir gölge tiyatrosudur. Ve teslimiyet, o tiyatroyu izlemeyi değil; perdeyi yırtmayı seçmektir.
İşte o an edilen dua, şu değildir:
Allahım bana akıl ver.
Hayır.
O dua artık şuna dönüşmüştür:
Ey her şeyin bilgisiyle beni bunaltan Rab,
Bilgiyi al, anlamı sil, soruları dindir.
Zihnimi değil, ruhumu konuştur.
Ben artık anlamak istemiyorum; sadece olmak istiyorum.
Varlık bana yeter. Cevap değil, suskunluk istiyorum.
Çünkü bazı gerçekler, kelimelerin değil sessizliğin içindedir.
Bilmekle Lanetlenmek
Kimi bilgiler gelir, kalbine bıçak gibi saplanır. Sen artık onları silemezsin. Her neden?in ardından binlerce başka neden açılır. Ve sonunda anlarsın ki, evrenin sırrı açıldığında değil, kapandığında huzur gelir. Bazı kapılar, bilinçle değil, boşlukla açılır.
Bilmek | Teslim Olmak |
---|---|
Sorularla yaşar | Sessizlikle dinlenir |
Yargılar üretir | Her şeyi olur gibi kabul eder |
Kendini ayırır | Bütünle erir |
Duanın Ardından: Anlamın Dışında Yaşamak
Zihinsel teslimiyet duası edilen an, artık bir yolun değil, yolculuğun bitişidir. Ve bazı yolculuklar bitince gerçek başlar. Çünkü bazen varoluş, ancak anlayışın yıkılmasıyla görünür hale gelir.
Bu dua, Allaha değil yalnızca evrene de değildir; bu dua, en çok kendi benliğine edilir. Şöyle fısıldarsın içinden kendine:
Anlamı bıraktım. Artık sadece varım. Varlığım sessizliğin içinde yankılandıkça, her şey tamamdır.
Zihin Susturulmaz, Onurluca Bırakılır
Zihni bastırmak, onu susturmak değildir. Teslimiyet, onu yok etmek değil; ona teşekkür edip kenara çekilmesini istemektir. Yeterince savaştık, artık sadece seyredeceğim, demektir.
Ve bu seyir, bilginin değil bilinmeyenin büyüsüyle doludur. İşte gerçek dua orada başlar. Kelimelerin bittiği, anlamların çözüldüğü, zihnin çekildiği o derin sessizlikte...