Kategoriler
AstrolojiPopüler KonularYaşam RehberiKariyer TavsiyeleriKişisel GelişimZenginler ve FakirlerSite TanıtımlarıKaranlık İnternet GerçekleriNe? Nedir? Nasıl?Kadim Gizli BilgilerMeditasyon ve OlumlamalarSpiritüalizmSpiritüel Rüya TabirleriYurt Dışında EğitimDualarBilgisayar ve GüvenlikYZ ile Para Kazanma Rehberi

Kaybolan Ruh Parçalarının Geri Çağrılmasında Okunan Eski Yitik Dua

İnsanoğlu sandığından daha bütün, ama aynı zamanda sandığından daha dağınık bir varlıktır. Bilim bedenle uğraşırken, metafizik ruhla... Ama asıl mesele şurada gizlidir: Ruh, tek parça değildir. O kırılır. Çatlar. Hatta bazı parçaları zamanla düşer, unutulur, başkalarının içine karışır. Ve çoğumuz fark etmeden hayatımızı eksik yaşarız. İşte, asırlardır gizlenen o eski yitik dua da tam burada devreye girer.

Ruh Parçaları Gerçekten Kaybolabilir mi?

Bazı kültürlerde, ruh asla sabit değil, bir mozaik gibidir. Her travma, her ihanet, her büyük korku ruhun bir parçasını koparır. Bazen de doğduğumuz andan itibaren bazı parçalarımız eksiktir. Tibet şamanlarına göre, doğum anında annenin korkusu bile çocuğun ruhunun bir kısmını yerinden çıkarabilir.

Modern psikoloji bunu "dissosiyatif kopma", kadim gelenekler ise "parçalanma" olarak adlandırır. Fakat her iki görüşte de ortak bir sezgi vardır: Bizi biz yapan şeyin bazı bölümleri başka yerlerdedir. Belki çocukluk odasında, belki bir rüyanın içinde, belki de bir başkasının kalbinde unutulmuştur.

Bu Yitik Dua Nereden Geliyor?

Kayıtlarda adı geçmez. Hiçbir kitapta tam hali bulunmaz. Hatta bazı kelimeleri o kadar eskidir ki kökeni yok gibidir. Söylencelere göre, bu dua ilk olarak Altay bölgesindeki göçebe topluluklarda görülmüş. Ama ondan da önce, sesin titreşimini kullanan bir bilgi geleneği içinde ezoterik olarak aktarılmış. Harfler değil, frekanslar önemliydi.

Bu dua, kaybolan parçaları çağırmaz. Onları hatırlatır. Adeta bir yankı gibi… Bir yerlerde unutulmuş parça duayı duyar, titrer, tanır ve geri dönmek için bir yol arar.

Duanın Yapısı ve İçeriği

Dua üç aşamadan oluşur:

  1. Kimlik çağrısı (ruhun ana frekansını tanımlamak)
  2. Boşlukla temas (eksik parçanın varlığına yer açmak)
  3. Sesle hatırlatma (titreşimle ruhu kendine çağırmak)

İşte en çok aktarılan haliyle, bozulmamış bölümleriyle dua şu şekildedir:

  Éna solvirá… séthur malék… rón thaya mél...

  Ath nuvalem, theros kha… 

  Citha... citha... citha...

  (her seferinde son kelime daha düşük tonda tekrarlanır)

Buradaki kelimelerin anlamı bilinmemektedir. Ancak şamanik uygulamalarda seslerin titreşimiyle çalışan kadim uygulamalarda anlamdan çok ritim ve titreşim önemlidir. Bazı araştırmacılar, bu sözlerin beynin belirli bölgelerinde rezonans yarattığını, özellikle hipokampus ve limbik sistem üzerinde etkili olduğunu iddia ediyor.

Dua Hangi Ortamlarda Okunur?

Dua yalnız okunmaz. Çünkü yalnızlık, eksikliği derinleştirir. Bu yüzden geleneksel olarak şu hazırlıklar yapılır:

Hazırlık Adımı Açıklama
Sessizlik Alanı Elektronik aletlerden uzak, yankı yapan bir alan tercih edilir.
Dört Yön Ritüeli Kuzey, Güney, Doğu, Batı’ya sırayla yüz dönülerek birer kelime fısıldanır.
Ses Titreşimi Dua boğazdan değil, göğüsten gelen bir sesle titretilerek söylenir.

Duanın Etkileri Gerçek mi?

Yüzlerce yıldır uygulandığı bilinen bu ritüelin ardından bazı kişiler ani uyanışlar yaşadığını, çocukluk anılarının bir anda gözlerinin önüne geldiğini veya yıllardır bastırdığı duygularla yüzleştiğini söylüyor. Bazılarıysa sadece yoğun bir ağlama krizinden sonra “sanki bir şey içeri girdi” diyerek tanımlıyor yaşadıklarını.

Fakat belki de en etkileyici olanı, bazı insanların dua sonrası artık aynı kişilikte olmadıklarını ifade etmeleri. Sanki bir eksik tamamlanmış gibi... Ya da, kaybolan bir misafir evine dönmüş gibi...

Gerçekten Güvenli mi?

Bu duayı modern ortamda, meditasyon niyetiyle okumaya çalışan bazı kişiler, ciddi ruhsal karışıklıklar yaşadığını da aktarmıştır. Çünkü dönen her parça, sadece masum değildir. Kimi zaman bastırılmış öfke, kimlik karmaşası ya da travmalar da ruhun parçalarıdır. Yani her eksik parça geri dönmek isteyebilir... ama her parça istenen bir misafir değildir.

Unutulan Bir Bilginin Geri Dönüşü mü?

Bugün “kayıp” ya da “yitik” dediğimiz bilgiler, belki de sadece zamanı gelince tekrar hatırlanmak üzere unutulmuşlardır. Ve bu dua, o bilgilerin kapısını açan bir şifre olabilir. Her tekrarında ruhun bir bölgesi aydınlanır. Her yankısında başka bir yüz hatırlanır. Bilmecelerin çözülmediği bir çağda yaşıyoruz belki ama... bu dua, çözülmeye ilk adım olabilir.

Ve belki, bu satırları okurken senin de içinde bir yer hafifçe titredi. O ses... belki senin parçan da dönmek istiyor.