SSD'ler... O küçük mucizevi kutular. Bilgisayarlarımızı hızlandırdılar, sabit disklerin ağır çekim dünyasından bizi kurtardılar. Ama işin perde arkasında kimsenin sana anlatmadığı bir sır yatıyor: SSD'ler ölümsüz değil. Hem de düşündüğünden çok daha karmaşık nedenlerle ve çok daha sinsi şekillerde ölüyorlar.
İlk Büyük Yanılgı: "SSD'ler Yıllarca Gider"
Genel kanı şöyle: "SSD takarsın, 10 yıl unutursun." Hayır, unutmuyorsun. Çünkü SSD'lerin içine gömülü zaman bombaları var. Ve bu bombalar kullanım şekline göre sessizce geri sayıyor. SSD'lerin asıl ölüm sebebi, mekanik bir arıza değil; fiziksel hücre yorgunluğu.
Çoğu SSD'nin canı, üzerinde yazılıp silinen veri miktarına göre belirleniyor. Buna TBW yani Terabytes Written deniyor. Üreticiler genelde şöyle yazıyor:
- 250GB SSD için 150 TBW
- 500GB SSD için 300 TBW
- 1TB SSD için 600 TBW
Ne kadar veri yazarsan, ömrünü o kadar kısaltıyorsun. Yani bilgisayarda "bir şey indirmekten zarar gelmez" sananlara kötü haber: O indirdiğin her dosya, SSD'nin sonsuz ömründen çalıyor.
SSD'ler Gerçekten Nasıl Ölür?
SSD'ler klasik hard diskler gibi tık diye çatlamazlar. Onların ölümü bir opera gibi dramatiktir:
- Önce yavaşlama başlar. Dosyaları açarken hissedemediğin minicik gecikmeler olur.
- Ardından "Veri Hatası" uyarıları çıkar. Sanki bilgisayarın kekeliyordur.
- İşletim sistemi bazen durduk yere donmaya başlar.
- En sonunda... SSD bir sabah sessizce kaybolur. BIOS bile onu görmez. Geri dönüş yoktur.
Ve daha da korkuncu: SSD'ler genellikle önceden haber vermezler. Hard diskler bozulurken garip sesler çıkarır. SSD'ler ise sessizdir. Bir gün açmazsın. Hepsi bu kadar.
SSD'nin Sinsi Düşmanı: Zamanın Kendisi
İşin daha da karanlık bir yönü var. Diyelim ki SSD'yi çok fazla kullanmadın. Hatta sadece yedek depolamak için aldın. Yine de ölebilir. Çünkü NAND hücreleri zamanla içindeki veriyi kaybeder.
Özellikle düşük kaliteli TLC veya QLC çipli SSD'lerde, veriler birkaç yıl içinde "bit flip" yapabilir. Yani veri yanlış okunmaya başlar. SSD durduğu yerde çürür.
SSD Tipi | Ortalama Dayanıklılık |
---|---|
SLC (Single Level Cell) | En yüksek dayanıklılık (~100,000 yazma döngüsü) |
MLC (Multi Level Cell) | Orta seviye dayanıklılık (~10,000 yazma döngüsü) |
TLC (Triple Level Cell) | Düşük dayanıklılık (~3,000 yazma döngüsü) |
QLC (Quad Level Cell) | Çok düşük dayanıklılık (~1,000 yazma döngüsü) |
Ucuz SSD alırken iki kez düşün. Fiyatın altındaki sessiz çığlıkları duymuyorsun, ama onlar orada bir yerlerde yankılanıyor.
SSD Patlar mı? Yoksa Sessizce Çöker mi?
Patlama dediğimiz şey, aslında fiziksel bir patlama değil. Ama bir gün, önemli bir iş teslimi öncesi bilgisayar açılmazsa, zihninde büyük bir patlama yaşarsın. Gerçek "SSD patlaması" budur: Verilerinin yok olması, bir anda hayatının uçup gitmesi.
Bazı durumlarda düşük kaliteli SSD'ler aşırı ısınabilir, devrelerinde yanıklar oluşabilir. Özellikle ucuz Çin malı ürünlerde, SSD fiziksel olarak da yanabilir. Evet, gerçekten küçük çaplı dumanlar çıkaran SSD vakaları kaydedildi. Ama bunlar çok nadir.
Ömrü Uzatmak İçin Bilimsel Taktikler
SSD'yi seviyorsan, ona iyi bakmalısın:
- Her hafta defrag yapmaya kalkma. SSD'lerde defrag yapmak faydalı değil, zararlıdır.
- Yedeklerini mutlaka farklı bir diskte veya bulutta tut.
- Sürekli indir, sil, indir, sil yaparak SSD'yi yorma. Depolamayı sabit yap.
- SSD'nin yüzde 20 boş alanını her zaman koru. Hücreler rahat nefes alsın.
- Isıya dikkat et. 70 derece üstü uzun süreli çalışmalarda hücreler erken yıpranır.
Gerçekçi Bir Ömür Beklentisi: Hayal Kırıklığına Hazır Olun
İdeal şartlarda kaliteli bir SSD 5-7 yıl dayanabilir. Ağır kullanımda bu süre 3-4 yıla düşer. TLC veya QLC gibi düşük dayanıklılıklı bir SSD alırsan, yoğun kullanımda 2 yıl bile göremeyebilirsin.
Ve şunu unutma: Bir SSD bir gün %100 çalışırken, ertesi gün %0 olabilir. Öyle kademeli ölüm şansı bile vermez bazen. Bu yüzden düzenli yedek almak, sadece iyi bir alışkanlık değil; hayatta kalma içgüdüsüdür.
SSD'ler Zamanı Satıyor, Sonsuzluğu Değil
SSD kullanmak hız kazandırır, evet. Ama her hızın bir bedeli vardır. SSD'ler, sana hız verirken kendi ömürlerinden çalarlar. Onlara güvenebilirsin, ama asla sonsuza kadar. Bir sabah, her şeyin yerli yerinde göründüğü bir anda... o küçük kutu susabilir. Ve işte o zaman, gerçek sessizliği deneyimlersin.
Sonuçta, teknoloji bile yaşlanır. Yeter ki ona hazırlan, ona şefkatle yaklaş... ve gerektiğinde vedalaşmayı bil.