Deep Web'de dolaşan çoğu söylenti ya fazlasıyla abartılır ya da kasıtlı olarak çarpıtılır. Ancak bazı konular vardır ki, abartıya bile gerek duymaz. Onlar zaten çıplak gerçekliğiyle tüyler ürperticidir. Bunların başında gelir insan deneyleri. Ve artık bu deneyler yalnızca eski istihbarat belgelerinde ya da komplo teorilerinde değil direkt olarak .onion uzantılı blog sayfalarında, fotoğraflarla, tarayıcıya entegre edilmiş şifreli PDF belgeleriyle, anonim doktor günlüğü kayıtlarıyla yer alıyor.
Bu Bloglar Gerçek mi, Kurgu mu?
Bu sorunun cevabı hem basit hem karmaşık. Evet, bu siteler gerçek. Erişilebiliyorlar. Yalnızca Tor ağı üzerinden, belirli anahtar kelimeler veya özel dizinlerden ulaşılıyorlar. Ama içerikleri... işte orası zihinleri yakıyor. Çünkü içeriklerin çoğu, öylesine teknik, öylesine sistematik ki, tamamen uydurma olduklarını iddia etmek için profesyonel bir senaryo yazarı olmanız gerek.
Bu blogların birçoğu tıbbi terimlerle dolu. Bazıları tamamen Almanca veya Rusça yazılmış. Ancak hepsinde ortak olan tek şey var: insanlar üzerinde yürütülen etik dışı deneylerin belgeleri. Bunlar sadece anlatı değil. Örnek vaka raporları, protokol numaraları, ilaç dozaj takipleri, EEG verileri ve bazı sayfalarda içeriği kısıtlı canlı test sonucu tabloları.
Bloglar Nasıl Yayınlanıyor?
Bu tür içerikler klasik HTML blog şablonlarıyla hazırlanmış. Ancak dikkat çeken detay şu: Çoğu sayfa yalnızca belirli saatlerde açılıyor. Bazıları yalnızca 03:00 04:00 arasında aktif hale geliyor. Bazılarının IP bazlı blokajı var, bazıları da PGP anahtarınızı istemeden içeriği göstermiyor. Ekran görüntüsü alınmasına izin verilmiyor, bazıları webcam'i aktive etmeye çalışıyor.
Bu sitelerin bir kısmı kısa süreliğine aktif oluyor. Bir blogda Sadece 72 Saat Gösterilecektir başlığıyla yayınlanan bir yazı, deney sırasında bilinç durumunun bastırılmasıyla ilgiliydi. Yazının sonunda şu not vardı:
Bu belgeyi okuyan kişi, içeriğin dışarı çıkarılmaması gerektiğini beyan eder. Çünkü bu bilgi yalnızca yük taşıyanlara açıktır.
İçerik Türleri ve Belgelerin Çarpıcılığı
İçerik Başlığı | Detay |
---|---|
Session 18B - Cognitive Disruption Test | Bir hastaya 11 gün boyunca aynı ses frekansı ile uyuma, uyanma ve bilinç kaybı döngüsü uygulandığı; EEG verilerinin yapay olarak bastırıldığı, ardından beyin ölümü kaydıyla testin sonlandırıldığı yazılı. |
SCPR-47 (Subconscious Pain Response) | Hastaların acı eşiğinin bilinç düzeyinden bağımsız olarak nasıl değiştirilebileceği üzerine yapılan bir test. Sadece nabız değil, göz bebeği hareketleri ve kalp ritmiyle tetiklenen ağrı haritası gösteriliyor. |
Human Loop Conditioning | Gönüllü olduğu iddia edilen bir bireyin 6 haftalık döngüsel emir ödül sessizlik sistemine tabi tutulduğu günlükler. 42. gün yazısında denek konuşmayı kesiyor. Not: Denek durdu. Biz devam ediyoruz. |
İçeriden Gelen İtiraflar
Blogların bazıları sadece belge değil, itiraf. Genellikle takma adlarla yazılan bu yazılarda eski deney personelleri olduklarını iddia eden kişiler, çalıştıkları merkezlerin koordinatlarını, kullandıkları serum isimlerini, uyguladıkları prosedürleri tek tek yazıyorlar.
Bir blog yazısı şu cümleyle başlıyordu:
17 yıl boyunca insanların bilinçleriyle oynadım. Onlara rüyalar sattım. Ama uyanan olmadı.
Bir diğer yazı daha sertti:
Bize deney deniyordu. Ama biz tanrı taklidi yapıyorduk. Ve bazen, başarılı oluyorduk.
İzler Nerelere Gidiyor?
Bloglardaki belgeler, eski devlet projeleriyle benzerlik taşıyor. MK-ULTRA, Project Artichoke, Nazi dönemi medikal testleri... Fakat bu bloglarda anlatılanlar güncel. 2019, 2021, hatta 2023 tarihli PDF'ler var. Ve bazı belgelerde deneklerin kodlarının hâlâ sistemde aktif olduğu yazıyor.
Bu da şu soruyu doğuruyor: Denekler hâlâ izleniyor mu? Deneyler devam mı ediyor?
Peki Biz Ne Kadar Denek Sayılırız?
İnternette gezerken hangi verimizi verdiğimizi, hangi sistemin bizi izlediğini bilmiyoruz. Peki ya okuduğun bir yazı, seni aslında bir testin parçası yapıyorsa? Ya bu bloglar sadece itiraf değilse, aynı zamanda bir gözlem penceresiyse?
Ve daha da ötesi: Okuduğun her cümleyle birlikte, sistem senin tepkini analiz ediyor olabilir mi? Hangi kelimede duraksadın, hangi cümlede irkildin, nerede ekrana yaklaştın...
Belki de sen, şu anda, fark etmeden... bir başka deneyin içinde okuyorsun.