Kategoriler
AstrolojiPopüler KonularYaşam RehberiKariyer TavsiyeleriKişisel GelişimZenginler ve FakirlerSite TanıtımlarıKaranlık İnternet GerçekleriNe? Nedir? Nasıl?Kadim Gizli BilgilerMeditasyon ve OlumlamalarSpiritüalizmSpiritüel Rüya TabirleriYurt Dışında EğitimDualarBilgisayar ve GüvenlikYZ ile Para Kazanma Rehberi

Parayı Bırakıp Kominlere Katılan İnsanların Gerçek Hikâyeleri

Modern hayatın ortasında bir sabah, bazı insanlar karar verdi: “Bu bana göre değil.” Sonra yürümeye başladılar. Biri sırt çantası aldı, biri evi sattı, biri vedalaşmadan gitti. Ama hepsi bir yere vardı: Paranın hükmünün geçmediği, sadece insanın olduğu yerlere.

İşte parayı bırakıp, komünlere katılan gerçek insanların hikâyeleri… Ve bu hikâyelerde sana benzeyen biri mutlaka var.


1. Elif – İstanbul’dan Tamera’ya

34 yaşında bir reklam yazarıydı. Yılın 312 günü bilgisayar başında kampanya üretip, geri kalanında tüketiyordu. Bir sabah vapurda ağlamaya başladı. Sebep yoktu. Sadece çok doluydu.

3 ay sonra kendini Portekiz’de buldu. Tamera komününde domates ekiyor, günde 2 saat konuşuyor, geri kalan zamanlarda sessizliği öğreniyordu.

“Ben buraya iyileşmek için gelmedim,” diyor şimdi. “Zaten sağlıklı olmanın ne demek olduğunu ilk kez burada anladım.”


2. Onur – CEO’dan Toprak Bekçisine

Bir teknoloji şirketinin kurucusuydu. 5 yıllık satış planı, exit stratejisi, yatırım turu… Her şey tanıdıktı. Ama sabahları aynaya baktığında hep aynı boşluk vardı: Kazandıkça neden bu kadar eksiliyordu?

İzlanda’da küçük bir komüne yazdı. Bahçıvan lazım mı diye. “Gel, önce çay içelim,” dediler.

O günden sonra milyon dolarlık yatırım konuşmaları gitti, yerine toprağın nemini anlamaya çalışan eller geldi.

“Artık bana zamanla ödeme yapıyorlar,” diyor. “Yani beni yaşatıyorlar.”


3. Aysel – Hiçbir Yere Ait Olamamıştı, Auroville’e Ait Oldu

Ne Türkiye'de hissediyordu kendini, ne Almanya'da. İki ülke arasında, iki dilin arasında, iki aile arasında sıkışmıştı. Ama hep bir köy arıyordu. Yalnızlığını yargılamayan bir köy…

Hindistan’daki Auroville’e sadece 2 haftalığına gitmişti. Ama 3 yıl oldu. Para kullanmadığı bir sistemde, ilk kez sahip olduğunu hissettiği bir şey vardı: Kabul edilmek.

“İlk kez biri bana sen buraya aitsin dedi,” diyor. “Ve bunu söylerken elinde fiş yoktu.”


4. Erik – İsveçli Yazılımcı, Suderbyn'de Sessizliği Kodladı

Kodu yazıyor, ekranı kapatıyor, sonra ne yapacağını bilmiyordu. Sosyal medyada yüzlerce beğeni alıyor, ama kimseyle konuşmuyordu. Günde 9 saat yazıyor ama bir satır hayat yaşamıyordu.

Sonra internette Suderbyn Ekolojik Yaşam Topluluğu’nu gördü. “Gelip bizim güneş panellerimizi kurar mısın?” dediler.

Gitti. Bir daha da dönmedi.

“Artık güneşe çalışıyorum,” diyor. “Ve en iyi yazılım doğada hata vermiyor.”


5. Jale – Emekli Öğretmen, Gönüllü Hikâye Anlatıcısı Oldu

Uzun yıllar öğrencilerine “hayallerinizin peşinden gidin” dedi. Ama kendisi hiç gitmemişti. 65 yaşında emekli oldu, bir sabah evdeki koltuğa baktı ve anladı: Bu koltuk çok şey anlatıyor. Oysa onun içinde daha anlatacak çok hikâye vardı.

Findhorn komününe yazdı. “Ben yaşlıyım ama hâlâ iyi bir dinleyiciyim,” dedi.

Şimdi çocuklara masal anlatıyor, yaşlılara mektup yazıyor, her sabah bahçeye günaydın diyor.

“Ben artık kimseye sahip değilim,” diyor. “Çünkü artık her şeyle beraber yaşıyorum.”


Ve Sen?

Yukarıdakiler başka hayatlar değil. Yürümeye cesaret eden insanların kısa özeti. Hepsi parayı bıraktı, ama fakirleşmedi. Tam tersi: Az eşya, çok temas. Az gürültü, çok duyu. Az kaygı, çok bağ.

Çünkü bazı insanlar artık satın almak yerine sadece var olmak istiyor.


Herkes Gidemez. Ama Gitmek İsteyen Herkes Gitmeye Değerdir.

Parayla yaşamak kolaydır. Anlamla yaşamak cesaret ister. O insanlar cesur olanlar. Ve belki… bir gün, sen de olursun.

Komünler seni beklemiyor. Ama sen kendini orada bulabilirsin. Çünkü bazen en büyük yolculuk, cüzdanını masaya bırakıp bir sofraya katkı koymakla başlar.